~ÇoK Pis DeLüsif ~ <DiLe GeLeN saçMaLıkLaRıN aRşivLeNMiş ŞekLi>

..::Bu Yalnızlığın Yalnızca Görünen Yüzü::..

YiNe BeN YeNiDeN… =)

Nisan 10th, 2008 Kategori: Saçmalıklarım Yazar pacch

Bir sitemin olmasının benim için en güzel yanını az önce keşfettim. Bu güzel yan; aylar sonra girip baktığınızda, yazılarınızı okuduğunuzda ne kadar yol katettiğinizi görebilmek Uzun zamandır bir sitem olduğu bilgisini bile beynimin güncellenen bilgiler kısmına almıyordum. Ama bıktıran spam yorumcular sayesinde hatırladım ve sayfayı açar açmaz kontrol panelimde denetim bekleyen spam mail ordusunun orta boy bir koloni kurup yerleşik hayata çoktaaan geçtiklerini gördüm  

Nyese yine güzel yana geçiyoruz En son saçma yazım olan “Haydi resim yapalım” zımbırtısı tamamen “hadi artık bir şeyler yaz da okuyalım” istekleri üzerine “amaaaann iyi yazarız” siniriyle başlanıp can sıkıntısı içinde çizittirilmiş bir yazı olmasına rağmen  benim birçok şeyin farkına varmamı sağladı. Aradan ne günler ne aylar ne olaylar ne sınavlar ne, ne, ne… ile başlayıp süregelen yaşamsal faaliyetler(sınavdan çıktığım ne kadar belli ) gelip geçmiş. Aylar sonra yine ben, yine aynı sitenin gülyüzlü paneliyle karşı karşıyayım. Pcm bile değişti bee son yazımı yazdığımdan beri Ne kadar uzun zaman gelmiş geçmiş… Hala yaşıyorum bu uzun zamandan beri Hayret…

Tabi bu güzel yanı görebilmek için illaki siteniz olması gerekmez. Kıyıda köşede unutup uzun zaman bakmayacağınız bir kalsörünüz ve ya not defteriniz olması da kafi

Ayrıca madem sitem var kullanacağım bundan sonra Duygu Burhanları adlı bölüm açıp içimden ne geliyorsa yazacağım tabi bazı yazılar şifre korumalı olacak o ayrı 

NoT: aRtıK YazıLarda MaNtıK aRaMayıN, kuLLaNMıyoRuM. =)

Yorumsuz =( »

Hadi Resim Yapalım!

Ekim 23rd, 2007 Kategori: Saçmalıklarım Yazar pacch

Bazen şöyle bir durup düşünüyorum. Acaba benim şuan ekranda yaptığım işlemleri biri takip ediyor mu diye. Malum internete fazla güvenilmez :D Ortalıkta dinlenen telefon, tek bir sinyalle pcni açıp tüm işlemleri yapabilme olayı, virüsle pc kontrolü gibi olayları duyduktan sonra güvenmiyorum bu net olayına :D

Daha geçen yıl hocamız bilgisayar dersinde projeksiyon makinesini açtı, tabi kimse ders dinleme modunda değil, herkes önünde msni açık birileriyle yazışıyor harıl harıl. Kafamızı kaldırıp tepeye baktık ki, herkesin ekran görüntüsü, dolayısıyla özel hayatı duvara yansımış :D

Ya biri de şimdi bilmediğimiz bir programla bizi izliyorsa, ekrandaki tüm hareketlerimizi gözlemliyorsa, webcam’inizden sizi izliyorsa? İzleyicimize el sallayıp kaldığımız yerden devam ediyoruz :D (Nerden girdim ben bu konuya yaa :D )

Neyse :D Peki bir panonuz olsa, 25 kişiyle aynı anda resim yapsanız, yazı yazsanız ve onu herkes görse, sonra da karalayıp resminizi maffetse :P (bu kısmı yaşayarak görmeniz gerekiyordu) Merak etmeyin sadece o panoyu görebilecek :D İşte bu büyük eğlenceyi tatmanız için bu adrese tıklamanız yeterli..

iyi eğlenceler ;)

13 Yorum »

Nefret Faktörü

Ekim 23rd, 2007 Kategori: Hayata Dair Yazar pacch

Kaç gündür susayım, bu blog eğlenceli bi mekan olacak, renkli olacak, her şey güzel olacak diyorum ama artık tutamıyorum şu çenemi!

İçimdeki kin ve nefret her geçen gün büyüyor, yaptıkları aklıma geldikçe her geçen gün deliye dönüyorum…

Evet, terörden bahsediyorum..

Günlerdir gelen toplu mailleri direkt silip yalnızca sabır ve güç diliyordum. Ama bugün arkadaşlarla konusu geçtikten sonra toplu maillere açıp bakmaya karar verdim ve yine bugün konusu geçen bir video beni şoka soktu. Youtube’da yayınlanan ve “hala” kaldırılmayan Türk’lere, şehitlere hakaret ve alay konusu videoyu gördükçe sinir krizi geçirdim, yorumlar daha da bir çileden çıkmama yetti!

Yaralayan bir başka nokta ise hala insanların a partisi b partisi derdinde olması. Birlik olmamız gereken yere gözleri kapalı bizimle aynı derdi mi paylaşıyor demeden haykırıp pöykürüyor olmamız. Hem de düşmana karşı değil, yine aynı acıyı paylaşan yalnızca siyasi görüşüyle farklı olan Türk’e karşı…

Onlarca askerimiz şehit oldu, kayıplar var, mayınlar patlıyor, siviller öldürülüyor, ülkemin güney doğusunda bir yara vara, temizlenmek bilmiyor. (Amaç ırkçılık değil ancak onların pencerelerinden bakarsak, onlara sanırım böyle hitap etmem gerekiyor) Kim kürdün tavuğuna kış dedi? Rahat mı batıyor bu insanlara? Neden bu kadar amerikanın fısıltı provakasyonlarına geliyorlar da dikleniyorlar, ekmek yedikleri kabı pisliyorlar!

Ama güzel günler yakındır, elbet bu illet temizlenecek ülkemden.. Elbet sorulacak bu hesap!

Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır!

Toprak uğrunda ölen varsa VATAN’dır!

Onlarca asker boş yere can vermedi, Unutmasınlar! Biz gerekirse çoluk çocuk yetmiş milyon olarak, bayrağımı “BAYRAK”, ülkemi de”VATAN” yapmak için bir anda asker oluveririz! Şu an bile hepimiz hal-i hazırda askeriz!

Rabbim tüm pkk mensuplarını ve destekçilerini, biz daha fazla kayıp vermeden, işkenceler içinde geberirlerken görmemizi nasip etsin…

3 Yorum »

İyi Bayramlar…

Ekim 11th, 2007 Kategori: Hayata Dair, Saçmalıklarım Yazar pacch

 

 Sonunda koca bir Ramazan ayını daha geride bıraktık ve sabırla beklediğimiz baryamımıza kavuşuyoruz :P Her ne kadar çocukluğumdaki gibi olmayacağını bilsem de, yine de gözümde tütüyor bayram günü(ve yarın kavuşma sahnesi var :D)… Hakkaten niye değişti bu bayramlar? Biz büyüdük de eskisi kadar eğlenceli ve süper mi gelmiyor, yoksa gerçekten önemini mi yitirdi bayramlar.. Acaba günümz çocuklarına nasıl geliyor :D Birde onların gözünden bakabilsem bu soruya yanıt bulabilirdim heralde galiba sanırsam.. :D

 

Umarım Herkes sevdikleriyle güzel, eğlenceli ve süper bir bayram geçirir.. İyi bayramlar  =)

1 Yorum »

Ah Şu Çocukluk…

Ekim 9th, 2007 Kategori: Hayata Dair, Saçmalıklarım Yazar pacch
Süper Babanin müzigini flütle çalmissaniz, LC Waikiki veya benetton tüm renkleriyle kiyafetlerinizde önemli markalar olduysa… SHOW TV’nin müziğini hala hatırlıyorsanız dup dıbu dıp dıp dıbı dıp dum…Tabi ki bir de : “iyi TV eyç bi bi, eyç bi bi iyi TV” , “önce hüplet sonra gümlet’ hayat felsefeniz olmuşsa… Bizimkiler dizisi ertesi gun okul oldugunu bi sureligine unutturduysa… Parliament pazar gecesi sinemaları müziğini duyduğunuzda içinizde hala garip duygular uyanıyorsa (yarın okul var hüznü, ailenin seni yatırıyor olmasına duyduğun kızgınlık, o güzel mavinin romantizmi.. .) Polis Akademisindeki her sesi çıkaran adama hayranlık duyuyorsanız… “Elm Sokağında Kabus” yüzünden hala yatağın altına bakmaktan korkuyorsanız…Chucky yüzünden en sevdiğiniz oyuncağınızı bile göz önünden kaldırmışsanız… Okulda coca-cola kutusunu ezip maç yaptiysaniz…(kızlar yan yatırıp üstüne tam ortasına ayagı yerlestirip ustune basıp yururlerdi, topuklu ayakkabı gibi olurdu) Apartmanin altindaki zil veya taksi diafonuna basmak müthiş heyecanlı bir yaramazlıksa… Tutti frutti çok ayıp ve olağanüstü merak uyandırıcı bir şovsa… Dört tekerlekli ayakkabının üstüne takılan patenlerden sonra roller bladeler size büyüleyici geldiyse… Bakkala gönderilmenin en güzel yanı küçük sarellenin dibini minik plastik kaşığıyla kazımak veya leblebi tozu yiyip konuşmaya çalışmaksa… Atarideki ördek vurmaca oyununda silahın nasıl çalıştığına hala kafa yoruyorsanız… Işıklı spor ayakkabılar hava atmanın önemli bir unsuruysa… Bayramda harçlıklarla aldığınız ilk şey kinder süpriz yumurtasıysa( kağıdını tırnakla yırtmadan dümdüz yapmak da sabır ister doğrusu) Clementine sizde derin izler bırakmışsa… Kasete kayit yapilabilmesi icin alt tarafinda bulunan karelerin bantla kapatilmasi gerektiğini öğrenmenin önemini biliyorsanız…. Commodore 64′de tornavidayla kasetin kafa ayarını yaptıysanız… Anne saat kaç, simiiit, birdir bir, çay kahve gazoz, akşam ebesi, dansa davet, çatlak patlak, yakan top gibi kalabalık oynanan sokak oyunlarından sonra anneniz sizi balkondan yemeğe çağırmışsa…”Bandıra bandıra ye beni” şarkısını hızlı söylemeye çalıştığınız günler varsa…Rönesans sanatçılarını ilk kez Ninja Kaplubağaların ismi olarak tanıdıysanız…Tele On diye bir kanalı hatırlıyorsanız…Haftasonları çizgi film izlemek için erken kalkmanın ne demek olduğunu biliyorsanız… Şirinler geyiğini arkadaşlarınızla mutlaka çevirdiyseniz …(Şirine aslında Gargamel tarafından yapıldı…) Beğenseniz de beğenmeseniz de tüm çizi filmleri art arda izlemişseniş… Bir Başka Gece çocukluk hayatınızdaki en görkemli şovsa… Pazar geceleri yıkanma günüyse…Seden Gürel’in neden öyle giyindiğini şimdi sorguluyorsanız…Müzik yelpazesi hayatınıza büyülü yabancı müzisyenler kattıysa… Bir sanal bebeğiniz olmuşsa, Tetris’i süper hızla oynayabiliyorsanız, MIRC ergenliğinizin önemli bir parçası olmuşsa(a/s/l ne demek biliyorsanız) , ICQ nun 11 haneli rakamını ezberlemeye çalışmışsanız…Pili bitmesin diye kasetleri kalemle havada sarmışsanız, Çizgifilm şarkılarının ingilizce veya japonca olsa da ezberlemişseniz… Kokulu silgiye, deftere, kaleme harçlığınızı yatırdıysanız…Cino,Eti Cin, Eti Puf, ABC, Balık Kraker, Negro, Bonibon, Topitop, Yumiyum…vb çok seviyorsanız ve her zaman yeme kabiliyetiniz varsa… Sulugöz’ü düşününce bile ağzınız sulanıyorsa…Küçük bir kızsanız Sindy ile Barbie’yi karşılaştırıyorduysanız…Tsubasa’yı ve küre biçimindeki sahanın sonundaki dev kaleyi hatırlıyorsanız.. ‘Hey Corç versene borç’ deyince cevabı hemen yapıştırabiliyorsanız… Makarena dansını yapabiliyorsanız…TV den çekilmiş çizgifilmli sayısız kere izlediğiniz VHS leriniz varsa…Telefonların jetonla çalıştığını hatırliyorsanız…İstop diye bağırdığımızda renk yakalamaya çalışırken onun aslında stop olduğunu uzun zaman önce çözmüşseniz… Saçları renkli ve uzun patlak gözlü çirkin trolleri bile bir furyada satın almışsanız… Capri Sun reklamını ve melodisini hatırlıyorsanız…Annenizin mavi ped torbalarını şişirip patlattıysanız… Power Rangers’ın renklerini hatırlıyorsanız… Mc Donalds a gitmek için ailenize yalvardıysanız…Olacak O kadar, Yasemin’in penceresi, Hadi Anlat Bakalım, Adam Olacak Çocuk, Saklambaç.. gibi programları hatırlıyorsanız…Lambada’nın müziği kulağınızda çalabiliyorsa…Nereye çufçufluyoruz’ un kimin dediğini biliyorsanız…Sayısız joystick kırdıysanız ve gün gelince artık joystick satılmadığını fark ettiyseniz… Fame City cennetle eşdeğerse… En sevdiğiniz sayı altıysa… Prince of Persia’da alttaki dikenlere düşünce çıkan dınnzk sesini ve kanları hatırlıyorsanız…Mon Ami 48 lik boyalardaki altın ve gümüş renkleri statü sembolüyse…Gençlik hayaliniz Beverly Hills teki havuzlu arabalarsa… Uhuyla oynamanın zevkini biliyorsanız…Kolalı jelibonun önce kapağını yediyseniz…Annenizin poşetler dolusu taso,misket, sporcu kağıtları, gazoz kapaklarını attığını öğrenince ağladıysanız…. Peçete, kağıt, poşet vb… koleksiyonu yapmışsanız,

EVET YAŞLANIYORUZ!

 

 

Evet yaşlanıyoruz :P Bunu yüzüme vurmayan bir yazılar kalmıştı, artık onlar da vuruyor!

Sanki bu yazı benim çocukluğum için yazılmış.. Heyt bee neydi o eski günler :) Bizimkiler dizisi hiç kaçmaz, her pazar banyodan sonra mutlaka izlenirdi.. Eğer misafirliğe gidilmişse orda tam gaz devam.. Sanal bebeklerimiz bir yaş arttığında müthiş bir mutluluk sarardı. Öldüğünde yine aynı derece üzüntü… Her Allah’ın günü okula gitmek için kaldıran annemize yalvarırken, hafta sonları nasıl büyük bir azimle çizgifilm izlemek için kalkardık hala şaşıyorum :P Özellikle de şeker kız candy, (abim yüzünden izlemek zorunda olduğum ve sonradan müptelası haline geldiğim) Tsubasa(topu alıp kaleye götürürken aştığı dev gibi çizgi çizgi saha yollarını kim bilmez :P Hele de topu şimşek gibi çaktıktan sonra filede açılan delikleri…), Şirinler, Taş devri ve Jetgiller.. Hatta şu Jetgilleri izlerken 2010 yılı çoook uzak gelirdi, o yıllarda uçan ve tek düğmeyle kibrit kutusu olabilen arabaların, havada evlerin, robotların, kapsül halinde yemeklerin, uyandırma servisinin olacağını falan sanırdım. :P Şimdi bakıyorum da, 2010′a ay sayıyoruz. Bu da bizim yaşlandığımız gerçeğini daha bir doğruluyor sanki… Nerde benim avunma cümlem, heh, kemm kümm,”Her yaşın ayrı bir güzelliği var” :P O yıllar deli gibi atari modası vardı. Hatta sanırım bizim evde biryerlerde hala duruyor o kutu. Her çizgi filme göre bi oyun kaseti olurdu. Sonra yerini playstationlar aldı, şimdi ise pcler.. Ama hala benim aklıma takılır.. Nasıl çalışıyordu o “duck hunt” adlı oyunda tabanca? :S

Ah o pamko’lar, yumiyum’lar, taso çıkan cheetos’lar, küçük paketler halinde satılan saralleler, annelerden gizli alınan ve bisikletin tepesinde küçük molalarda yenen meybuzlar.. Ah o kokulu silgiler, cafcaflı kaplıklar, dışı lazer boya kaplamalı kalemler, beslenme çantaları, patenler, ayak altından geçmeli taytlar, evde yapılan çiftkale maçlar(büyüdükten sonra küçük geliyo tabi holl)… Ah ahhh…Hakkaten yaşlanmışız bee : ) Ama ne mutlu, dolu dolu yaşlanmışız.. Ve böyle dolu dolu da yaşlanırız inşallah…

7 Yorum »

Batıl Ama Ne Batıl…

Eylül 19th, 2007 Kategori: Saçmalıklarım Yazar pacch

(dikkat, kategoriden de anlaşılacağı üzere bu yazı saçmalıktır, beğenmiyorsanız okumayınız :D)

Ne zamandır diğer sitemde taslak olarak saklı tuttuğum bu yazıyı hortlatıp pörtletme zamanı geldi..

Herkesin batıl inançları vardır, benim yok diyen var mı, elleri göreyim?

Yok..

Kimi elden bıçak vermez, kimi kara kediden kaçar, kimi merdiven altından geçmez, kimi ayna kırılmasının 7 yıl uğursuzluk getirdiğine inanır, kimi gece sakız çiğnemez, tırnak kesmez vs. vs… Bu konuya artık bilimsel bi açıklama getirmenin zamanı geldi

Nerden çıkmış ki bunlar, nasıl çıkmış hep aklıma takılmıştı. “Deneme-yanılma” yöntemiyle buldum hepsini ve açıklamada olabildiğince az bilimsel terim kullanarak altta(bknz alta) açıkladım

Elden bıçak vermek: Bu işlem yapıldığında, uğursuzluk getirileceğine inanılır. Bu hurafenin çıktığı noktada büyük ihtimal şöyle bir olay cereyan eder :P

Co ogün eve gelmiştir. Ceyn de temizliğini yapmış, ufak bir iki ayrıntıyı halletmektedir. Gelir gelmez mutfağa giren aç co’ya ceyn içerden bıçağa ihyacı olduğunu ve getirmesi için seslenir. Co mutfakta yarım kalan tıkınma işlemini biran önce halletmek için Devamını oku …

10 Yorum »

BahaneLer SiLsiLesi

Eylül 18th, 2007 Kategori: Saçmalıklarım Yazar pacch

Uzuuuuunnn süren ayrılığın ardından “işte geldimmm burdayıııımmm”

Aslında daha önce yazacaktım birşeyler ama fırsat olmadı işte. Hep birşeyler çıktı… Ya tam bilgisayarın başına oturduğumda aniden dışarı çıkmam gerekti, ya da başına geçemedim.Sonraki zamanlarda da tam bilgisayar başına geçtim, bu sefer ya yazasım gelmedi yada yazasım geldi aklıma birşey gelmedi… Hay aksi şeytan işte…

(Neyse bu kadar bahane yeter )

Artık döndüğüme göre, bu dönüşe “muhteşem” gibi bir sıfat koyma zamanı geldi..
Bu arada Ramazan ayındayız malum, şimdiden herkesin Ramazan ayı mübarek olsun

  

5 Yorum »

KuziNe AbLa

Ağustos 29th, 2007 Kategori: KuziNe aBLa Yazar pacch

Bir aralar adım güzin ablaya çıkmıştı ve hala da bazı kişilerce öyle geçiriliyor

Geçenlerde aklıma dank etti, herkesin birçok derdi ortak, bu derde çözüm bulma olayını sitede yapayım hem birçok kişi faydalansın diye Ve böyle yepyeni bir sayfa açtım Bundan gayri derdinizi isminizi vererek/vermeyerek, yazın buraya, eğlenceli ve yararlı çözümler bulalım çok ciddiyim yav Sloganım da tarihe altın harflerle yazılsın lütfen :P

Kuzine abla; kuzen kadar yakın, kuzine kadar sıcak dert ortağı

(e-posta adresiniz vs. asla açıkla nmayacaktır. )

-not: verilen önerileri denemeyiniz bile-

40 Yorum »

Gideceksen Hiç Gelme..

Ağustos 27th, 2007 Kategori: Gizli Bahçem Yazar pacch

Gideceksen, haram olacaksa günler,
Hiç gelme n’olur… Kal olduğun yerde.
Ağlatacaksan gözlerimi,
Bil ki yalnız gözlerim ağlamaz;
Yüreğim can verir her demde…
Girme hayatıma acı çektireceksen,
Geceleri kabuslar göreceksem.
Bir uçurum açılacaksa
Ürkek, buruk, çekingen ömrümün tam ortasında
Belki de noktalanacaksa bir yaşam;
Yalnızca bir umutla avunacaksam günlerce
Gideceksen, yolculuk olacaksa yine
Hiç gelme n’olur, kal olduğun yerde…

pacch

(her hakkı yüreğimde saklıdır)

Yorumsuz =( »

Leman Dergisinin Terbiyesizliği!!!

Ağustos 23rd, 2007 Kategori: Hayata Dair Yazar pacch

Yaptığı kapaklarla sık sık ülke gündemine giren Leman dergisi, son kapağında Abdullah Gül’ün eşi Hayrünnisa Gül’ü çizdi. Kapakta, Hayrünisa Gül, Playboy kızlarının amplemi olan tavşan kızı başlığı içerisinde çizildi.

İşte çok tartışılacak o kapak!!!
Devamını oku …

17 Yorum »